Deprem Güvenli Şehirler İçin Ne Yapılmalı?
A
Admin
Geçmiş yıllarda denetimden yoksun bir şekilde üretilen yapılar, deprem sorununun en büyük kaynağıdır.
Projelendirilmelerde esas alınan standart ve yönetmeliklerde öngörülen yük düzeyleri, yapımda seçilen malzeme kalitesi, taşıyıcı sistem kurgusu, projede öngörülen yapı ile gerçekleştirilen yapımın uyumluluk düzeyi, yapının inşa edildiği bölgenin depremselliği, bölgenin temel zemin özellikleri, mekânın zaman içinde geçirdiği sorunlar ve yaş gibi nedenler; yapıların güvenlik seviyesini belirlemektedir. Yürürlükteki yapı yönetmeliklerinde çoğunlukla uyulması gereken minimum standartlardan söz edilmektedir. Gereği gibi tasarlanan bir yapı, inşa edildiği dönemde öngörülen bu güvenlik düzeyinde ya da bunun biraz daha üzerinde olabilmektedir. Bununla birlikte yapıların güvenlik düzeyleri, inşa edildikleri tarihten sonra çok farklı nedenlerle değişebilmektedir. Değişik zamanlarda ve düzeylerde yapılan genelde olumsuz türden müdahaleler, yapı ve deprem yönetmeliklerindeki değişiklikler, yapısal hasarlar, depremler, kullanım/işlev farklılıkları gibi nedenler; yapıların güvenlik düzeylerini değiştirebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında projelendirilmeleri-yapımları sırasında gerekli özenin gösterildiği yüksek yapılar ve özellikle 1 Ocak 1998’de yürürlüğe giren Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ilkelerine göre tasarlanmış ve uygulaması yapılmış binalar dışında kalan “güçlendirilmemiş” yapıların güvenlik düzeyleri, genellikle beklenen minimum düzeyin çok altındadır. En güncel deprem yönetmeliği, 18 Mart 2018’de Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01 Ocak 2019’da yürürlüğe giren “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY)” olmuştur. Söz konusu yönetmeliğin, 1998 ve 2007 yıllarında yayımlananların da üzerinde kuralları olduğu bilinmektedir.
Bu depremlerin hemen hepsinde ortaya çıkan yapısal hasarların ve göçmelerin nedeni birbirinden çok farklı değildir. Genel bir sınıflandırma yapıldığında bu nedenler, şu şekilde özetlenebilir:
- Zayıf malzeme özellikleri (betonarme betonu ve donatı)
- Düzensiz taşıyıcı sistemler (plan ve kesitte düzensizlikler, burulma)
- Bitişik düzendeki yapıların çarpışması (çekiçleme etkisi)
- Sünek olmayan donatı detaylandırması
- Yetersiz kesit boyutları
- Kısa kolonlar
- Kısa kirişler
- Yetersiz yatay rijitlik
- Yumuşak/zayıf katlar
- Yığma/kargir yapılarda aşırı duvar boşlukları
- Kat döşemelerinde yeterli diyafram etkisinin sağlanamaması
- Çelik yapılarda niteliksiz kaynaklar, yerel, tümsel burkulmalar
- Yerel zemin koşulları vb.
Gündem kategorisindeki yazılardan haberdar olun
Bu kategoride yeni bir yazı yayınlandığında e-posta ile bilgilendirilirsiniz.
Önceki Yazı
Depreme Dayanıklı Bina Yapımı Üzerine Düşünceler
Sonraki Yazı
Küresel Teknoloji Şirketlerini Ülkemizde Tutmalıyız