Ticarette Sıfır Emisyon: Karbonsuz İhracat Mümkün Mü?
B
Business Diplomacy
Küresel ticaretin kurallarını yeniden şekillendiren SKDM hem karbon kaçağını önlemeyi hem de karbon emisyonlarına duyarlı yatırımcıların rekabet gücünü korumayı amaçlıyor
Avrupa Birliği’nin (AB), 2050 yılında ilk “Net Sıfır Kıta” olma hedefi doğrultusunda hayata geçirdiği en önemli düzenlemelerden biri ‘Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır (SKDM). Küresel ticaretin kurallarını yeniden şekillendiren SKDM hem karbon kaçağını önlemeyi hem de karbon emisyonlarına duyarlı yatırımcıların rekabet gücünü korumayı amaçlıyor.
SKDM NEDİR? TÜRK İHRACATÇISI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NE OLACAK?
SKDM’nin temel amacı, karbon kaçağını önlemektir. Yani, AB dışındaki ülkelerde faaliyet gösteren firmaların daha ucuza üretim yapıp AB pazarına girmelerinin önüne geçmektir.
2026 yılında tam anlamıyla devreye girecek olan SKDM, karbon yoğun üretim yapan ülkelerden Avrupa Birliği’ne yapılan ithalatı, ilgili ürünlerin karbon salım düzeyine göre vergilendirmeyi amaçlıyor. İlk aşamada demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsayan bu mekanizma, zamanla çok daha geniş bir sektör yelpazesini etkisi altına alacak. Düzenlemeye göre, AB dışından ithalat yapan AB’li firmalar, eğer ithalat yaptıkları ülkenin ilgili sektördeki karbon emisyon ortalaması, AB’deki eşdeğer sektör ortalamasının üzerindeyse, bu fark doğrultusunda AB’ye karbon vergisi ödemekle yükümlü olacak.
Ayrıca, ödenecek karbon vergisi, ithalatçı firmalar tarafından doğrudan AB’ye aktarılacak ve bu gelirler Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm projelerinde kullanılacak. Bu durum, özellikle AB’ye ihracat yapan Türk firmaları açısından kritik bir dönüm noktası anlamına geliyor. Karbonsuz üretim gerçekleştiremeyen firmaların rekabet gücü zayıflarken, ihracat maliyetleri de kaçınılmaz olarak artacak.
PEKI, TÜRKİYE BU DÖNÜŞÜME HAZIR MI? KARBONSUZ İHRACAT MÜMKÜN MÜ?
Bir önemli ayrıntı; AB’ye ihracat yapan firmalar karbon emisyonlarını ölçmek ve raporlamak zorunda kalacak.
Aslında SKDM, Türk ihracatçılar açısından şu anlama geliyor:
- Karbon ayak izi yüksek olan ürünler için AB’ye ihracat çok zor.
- Karbon fiyatlamasına tabi tutulma riski, düşük karbonlu ürün üretimini ve emisyon azaltımı yatırımlarını beraberinde getirecek.
- AB pazarına yönelik satış yapan firmalarda Yeşil Dönüşüm zaten kaçınılmaz; ancak bu dönüşümün çok daha hızlı olması gerekiyor.
- Ortalama karbon maliyeti ton başına 75-100 CO2 arasında değişebilir.
- AB pazarındaki karbon ayak izi bazlı tercih sistemleri, düşük karbonlu ürün sertifikası olmayan ihracatçıları tedarik zincirinin dışına itebilir.
- Pazar kaybı,
- Artan maliyetler,
- Sürdürülebilir finansman olanaklarının kaybı söz konusu olacakken;
- AB pazarında konumunu güçlendirme,
- Sürdürülebilirlik etiketli yatırım fonlarına erişim,
- Uzun vadeli rekabet avantajı gibi çok boyutlu kazanımlar mümkün hale gelecek.
Kapak kategorisindeki yazılardan haberdar olun
Bu kategoride yeni bir yazı yayınlandığında e-posta ile bilgilendirilirsiniz.
Önceki Yazı
Jeoekonomik Rekabetin Ara Yüzü: Yatırım Diplomasisi
Sonraki Yazı
Çalışan Markası ile Sınırları Aşmak: Küresel Rekabette İnsan Odaklı Şirketler